Mısır: Zeytin dalı, firavunların mezarlarını süsleyen bir kutsallık simgesiydi. Isis’in zeytin ağacını yetiştirmeyi insanlara öğrettiğine inanılırdı.
Yunanistan: Olimpiyat şampiyonları altınla değil, zeytin dalından yapılmış çelenklerle onurlandırılırdı. Homeros, zeytinyağı için "Sıvı Altın" tabirini ilk kez o zaman kullandı.
Roma: İmparatorluk, zeytini bir medeniyet ölçütü olarak gördü. Roma barışının gittiği her yere zeytin ağaçları dikildi. Akdeniz, devasa zeytinyağı amforalarının taşındığı bir ticaret gölüne dönüştü.
Nuh Tufanı’nda: Tufan dindiğinde Nuh’un gemisine beyaz bir güvercin, gagasında bir zeytin dalıyla döner. Bu, Tanrı ile insan arasındaki barışın ve hayatın yeniden başladığının müjdesidir.
Kur’an-ı Kerim’de: Tin Suresi’nde "Zeytin’e andolsun" denilerek bu ağacın mübarekliği vurgulanır. Zeytin, "ne doğuya ne batıya ait olan" bir ışık kaynağı olarak tasvir edilir.